Stok müzik kullanmak ne kadar doğru?

Stok müzik kullanmak ne kadar doğru? Genel bir ifade ile stok müzik kullanmak doğru ya da yanlış diyemeyiz. Ancak hedefler ve zaman faktörünü göz önünde bulundurulduğunda stok müzikleri ne zaman kullanmanın doğru ne zaman yanlış olacağını söyleyebiliriz. Stok müzikler, genellikle eser sahibi tarafından belli bir komisyon oranı ile müzik kiralama ve satışı yapan firmaların ürünü olarak kullanıma sunulur. Firma ve eser sahibi aralarında sözleşme yapar. Bu sözleşme firmanın eseri kullandırma ve bu kullandırmadan telif ödemesi yapmasına dair detayları karara bağlar. Firma ve eser sahibi beraber çalışmaktan vazgeçebilir ya da sözleşmesi bittiğinden ötürü ayrılabilir. İşler bu noktada karışıyor. Eser 50 kişiye kiraya verilmişti. Eser sahibi kiralama hizmeti bittiği için eserini kullandırmamak isteyebilir. Ayrıca telif hakkı ödemesi talebinde bulunabilir. Eserinin kullanıldığı projeye ortak olduğunu söyleyebilir ki; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 2. Bölüm 8. Madde eser sahibini doğrudan ortak kabul eder. Peki ama siz ücretini ödediniz ve kullandınız. Böyle birşey nasıl olur? Olur. Çünkü size eser sahibi ile sözleşme yapmadınız. Eser sahibinin firma ile olan sözleşmesini de bilmiyordunuz. Bir de eseri firmaya kiraya veren eser sahibi eseri orijinal(özgün) bestelenmediyse ve telif hakları ile ilgili asıl eser sahibi sizin projenizde eserini görüp size döndüğünde siz ne yapacaksınız? Elinizde firma ile ilgili bir sözleşme olmadığı için sıkıntı olacak, firma zaten eseri bu şekilde firmaya sunan şahısla sözleşmesinde sorumluluğu üzerinden attığı için aradan çekilecek, ortada eserin asıl sahibi ve izinsiz eseri kullanmış olan siz kalacaksınız. Sonrasını anlatma gereği duymuyorum. Peki stok müziği hiç mi kullanmayalım? Kullanılabilir ancak stok müzik kullanılacağı zaman mutlaka kiraya veren firma ile aranızda kiraya verdiğine ve kiraya verdiği süre içerisindeki tüm sorumluluğu kabul ettiğine dair sözleşme yapın. Bu tür sorunlarla uğraşmak istemiyorsanız reklam, tanıtım filmi ve üniversite ödevleri gibi kısa süreli ve ticari rolü dönemsel olan projelerde tercih edin. Ciddi ve uzun vade de dönüşleri olabilecek, sanatsal ve geniş zamanda ticari olan projelerde stok müzik kullanmayın. Bir besteci ile anlaşıp orijinal müzik yaptırın. Böylece projenizde kullandığınız müziği hiç görmek istemeyeceğiniz bir projenin parçası olarak da görme ihtimalini ortadan kaldırmış olursunuz. Umarım yardımcı olabilecek bilgiler verebilmişimdir. Bir diğer yazıda görüşmek üzere, Müzikle kalın. *Bu yazının izinsiz veya kaynak göstermeksizin yayınlanması yasaktır. Diğer Yazılar PAYLAŞ :
Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu

Diğer Yazılar PAYLAŞ :
Telif Hakkı Nedir ?

Telif Hakkı Nedir? Kişinin her türlü fikri emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklardır. Telif Hukukunun Gerekliliği · 1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 27’inci Maddesi: “1. Herkes toplumun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, bilim alanındaki ilerleyişe katılmak ve bundan yararlanmak hakkına sahiptir. 2. Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.” · Eserler, insan hayatını yaşamaya değer kılan bir güvencedir. Buluşlar ve sanat eserlerini korunmasını sağlamak, dikkatle izlenmesi gereken bir Devlet görevidir. Devlet «buluşlar ve sanat eserlerinin korunması» görevini yasal kurallar öngörmek suretiyle yerine getirecektir. · Kültür yaşamını düzenleme görevinin devlet tarafından üstlenilmesi zorunluluğunun beş temel nedeni bulunmaktadır. Bunlar; Toplumsal Adalet Kültürel Gelişim Ekonomik Etken Manevi Neden Ulusal Saygınlık Teknolojideki hızlı gelişimdir. · Fikri hakların korunması temel insan haklarından biridir. · Fikri Hakların gelişiminde iç dinamiklerden çok dış dinamiklerin etkisi olmuştur. · Fikri hakların ekonomik boyutu yadsınamaz bir hal almıştır. · Yaratıcı düşünce ürünlerinin yeterince korunmadığı bir toplumda ilerleme kaydedilmesi mümkün değildir. Bu koruma ise devletin görevidir ve ancak etkin bir fikri hak mevzuatıyla mümkündür. · Fikri haklarda eser sahibi ile toplum, ulusal menfaatler ve dış dinamikler arasındaki dengeler esastır ve bu denge kurulduğu oranda fikri hukuk mevzuatı başarıya ulaşmış sayılır. Telif Haklarının Özellikleri · Telif Hakkının doğması için tescile gerek yoktur. Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar eserin üretilmesiyle birlikte doğar. · Telif hakları soyut niteliğe sahiptir. Telif hakları ile koruma altına alınan, insan düşüncesinin yarattığı maddi olmayan mallardır. Telif hakları somutlaştığı maddeden ayrı ve bağımsız bir varlık ve hukuki değere sahiptir. · Telif haklarında ülkesellik ilkesi geçerlidir. Koruma hangi ülkede talep ediliyorsa koruma şartları o ülke mevzuatına göre belirlenir. · Mutlak hak niteliğine sahiptir. Telif hakları herkese karşı ileri sürülebilirler. Ancak toplum menfaatinin korunması gibi nedenlerle bu mutlak hakka çeşitli sınırlamalar getirilmiştir. Mutlak hakka getirilen sınırlandırmalar: Kamu düzeni, genel ahlak, kamu yararı gibi sebeplerle getirilen sınırlamalar ve hususi menfaat (şahsi kullanım vs.) yararına getirilen istisnalardan oluşmaktadır. (Örneğin, bir eserin kâr amacı güdülmeksizin, şahsi kullanım amacıyla çoğaltılabilmesi mümkündür.) · Fikri mülkiyet hakları belli bir süre boyunca korunurlar.(fikir ve sanat eserlerinde 70 yıl vs.) Fikir ürünleri somutlaştıkları eşyadan ayrı ve bağımsız bir hukuki statüye sahiptir. · Fikri ürünler özel kanun, tüzük ve yönetmelikler çerçevesinde düzenlenmektedirler. Telif Haklarının Tarihsel Gelişimi İlk ve Ortaçağ Dönemi O dönemlerde fikir ürünlerinin korunmasına ilişkin olarak, “Bir şeyin aslına sahip olan kimse, onun teferruatına da sahip olur.” ilkesi benimsenmiştir.Eseri üretenin, iktisaden veya manevi yönden korunmasına da gerek duyulmuyordu. İmtiyazlar Dönemi Fikri haklara ilişkin ilk düzenlemeler, matbaanın icadıyla başlamaktadır. Bu nedenle, matbaanın icadı, fikri hakların gelişimi açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.Matbaanın icadıyla birlikte, eserler, sayısız olarak çoğaltılmaya başlamış, bu yolla kazanç elde eden müteşebbis bir sınıf doğmuş ve bunun sonucu olarak da fikri haklar alanında hukuki koruma ihtiyacı doğmuştur. Fikri haklar alanındaki ilk düzenlemeler, idari otoritelerin emirleri ile verilen basım imtiyazları şeklinde ortaya çıkmış ancak imtiyazlar giderek yayınevi mülkiyeti denilen ve eser sahibinin hakkını bertaraf eden bir aşamaya ulaşmıştır. Eser sahiplerini koruyan ilk kanun, İngiliz Parlamentosu tarafından 1709’da kabul edilen “Kraliçe Anne Kanunu” (The Statute of Anne) adını taşıyan kanundur. Türkiye’de Telif Haklarının Tarihsel Gelişimi İlk Türk matbaasının 1727’de kurulmuş olması nedeniyle telif hakları alanında Batıdaki gelişmeler yaklaşık 300 yıl gecikme ile takip edilebilmiştir. Ülkemizde, Osmanlı döneminde telif hakkıyla ilgili ilk hukuki düzenleme 1857 tarihli Telif Nizamnamesidir. Bu Nizamnameye göre, eseri basanın basılan nüshalar tükeninceye kadar, eser üzerinde zilyetliği bulunmaktaydı. Yazara da hayat boyu imtiyaz tanınmakta ve basan ile anlaşmak ve satmakla ilgili konular düzenlenmekteydi, ayrıca anlaşmadaki sayıdan fazla bastıran kişiler cezalandırılmaktaydı Gerçek anlamda ilk fikir ve sanat eserleri kanunu olan “Hakkı Telif Kanunu” 8 Mayıs 1910 tarihinde çıkarılmıştır. Hakkı Telif Kanunu ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın talebi ve İstanbul Hukuk Fakültesi’nin de talimatı üzerine, Prof.Hırsch tarafından hazırlanan 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun yürürlük tarihi olan 1 Ocak 1952 tarihine kadar yürürlükte kalarak, Türk kültür ve sanat yaşamını belirleyecek olan bir kanun olarak yürürlüğe konulmuş ve Kanunun 14 üncü maddesi ile çeviri bütünüyle serbest bırakılmıştır. Gerek 1910 tarihli Hakkı Telif Kanunu gerekse Türkiye’nin 1886 Bern Sözleşmesi’nin 1948 belgesine katılmasını gerçekleştiren 5777 sayılı kanun, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1952 tarihine kadar uluslararası alandaki gelişime uzak kalmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ise Profesör Ernst Hirsch tarafından hazırlanmış ve 1952 yılında yürürlüğe girmiştir. 1952’de yürürlüğe giren 5846 sayılı kanun ise 1983, 1995, 2001, 2004 ve 2007 ve 2008 yıllarında değişikliğe uğramıştır. Ülkemizin Uluslararası Anlaşmalara Katılımına İlişkin Tarihsel Süreç Cumhuriyet döneminde, Lozan Anlaşmasına ekli Ticaret Sözleşmesinde, Türkiye’nin sınai, edebi ve artistik mülkiyetin korunmasıyla ilgili milletlerarası anlaşmalara 12 ay içinde katılması öngörülmüştür. Ancak, Türkiye, çeviri eserlere olan ihtiyacına işaret ederek konuya ilişkin çekince ileri sürmüş, sözleşmeye taraf olan diğer devletlerin itirazı üzerine Türkiye’nin sözleşmeye katılması mümkün olmamıştır. Türkiye, Bern Birliği’ne 1951 tarih yılında taraf olmuş; 1995 yılında ise Bern Sözleşmesi’ni kabul etmiştir. Bern Sözleşmesi’ne katılım hazırlığının yapıldığı süreçte Hakkı Telif Kanunu’nun ihtiyaçlara cevap veremediği daha iyi anlaşılmış, Bern Sözleşmesi’nin hükümlerine uyumlu bir kanunun çıkarılması gereği ortaya çıkmıştır. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun Düzenleme Alanı 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda telif haklarının aşağıda belirtilen temel unsurları düzenlenmektedir. · ESER · ESER SAHİBİ · ESER SAHİBİNİN HAKLARI · KORUMA SÜRELERİ · ESER SAHİBİNİN HAKLARINA İLİŞKİN İSTİSNA VE KISITLAMALAR · MESLEK BİRLİKLERİ · HAKLARIN DEVRİ (SÖZLEŞMELER) · BAĞLANTI HAKLAR · İHLAL VE YAPTIRIMLAR Eser Kanunumuza göre bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilip koruma altına alınabilmesi için; · Fikri bir çabanın ürünü olması, · Sahibinin hususiyetini taşıması, · Şekillenmiş olması, · Kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi, gerekmektedir. Eser Çeşitleri · İlim ve edebiyat eserleri · Musiki eserleri · Güzel sanat eserleri · Sinema eserleri · İşlenme ve Derlemeler Eser Sahibi Kanunumuza göre; bir eserin sahibi onu meydana getiren kişidir. Bir eserin birden fazla sahibi olabilir. Bir işlemenin veya derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak kaydıyla onu işleyendir. Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı eserin birlikte sahibidir. Ayrıca çizgi filmlerde animatör de eser sahipleri arasında sayılmıştır. Haklar ve Yaptırımlar Eser Sahibinin Hakları 5846 Sayılı Kanunda eser sahibine ilişkin haklar mali ve manevi haklar şeklindedir. Manevi Haklar: